ana sayfa

konular

iletişim

Dr. Fuat TORUN kimdir?

bireysel terapi

bilişsel davranışçı psikoterapiler

evlilik ve aile terapisi

Çocuk ve ergen terapisi

cinsel sorunlar ve tedavileri

EMDR terapisi

psikolojik danışma, eğitim, araştırma

ilaç tedavileri

psikiyatrik sorunlar ve tedavileri

depresyon

panik bozukluk

obsesif kompulsif bozukluk

şizofreni

sosyal fobi

travma sonrası stres bozukluğu

anksiyete bozukluğu

uyku bozukluğu

yeme bozukluğu

dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu

cinsel sorunlar

alkol ve madde bağımlılığı

kişilik bozuklukları

EMDR

 

CİNSEL İŞLEV BOZUKLUKLARI


* Vajinusmus

* Erken boşalma

* Geç boşalma

* Sertleşme güçlüğü (Ereksiyon güçlüğü)

* Orgazm olamama

* Cinsel isteksizlik

* Cinsel tiksinti bozukluğu


tanı, tedavi, danışmanlık verdiğimiz hizmetler arasında sayılabilir.

CİNSEL İŞLEV BOZUKLUKLARI

İnsanların cinsel yanıt döngüsü cinsel istekle başlar ve üç evreye ayırabileceğimiz bir fizyolojik
süreçten geçer. Uyarılma/heyecanlanma, orgazm ve çözülme. Cinsel işlev bozukluğu, cinsel istekte
veya cinsel yanıt döngüsüne temel oluşturan fizyolojik süreçlerde meydana gelen bir bozukluk olarak
tanımlanır. Bu bozuklukların bir tanı olarak kabul edilebilmesi için “sürekli ya da yineleyici” olması ve
“belirgin sıkıntıya ya da kişiler arası ilişkilerde zorluğa” neden olması gerekir. Arasıra, dönemsel
olarak ortaya çıkan cinsel işlev güçlükleri yaygındır ve tanı konmaz.
Bilgi yokluğu, yanlış bilgiler ve cinsellikle ilgili yoğun şekilde yüklenmiş duygular yaygın olarak
görülmektedir. Cinsel işlev bozukluğu tanılarının herhangi birisi 1)yaşam boyu süren ya da edinilmiş
tip, 2) yaygın ya da durumsal tip, 3) psikolojik faktörlere bağlı ya da bileşik faktörlere bağlı şekilde
nitelenebilir.
Yaşam boyu süren bozukluklar, olasılıkla doğumsal organik faktörlerden ya da psikososyal gelişimin
erken aşamalarıyla ilgili etkenlerden kaynaklanıyor olabilir. Edinilmiş bozukluklar ise daha büyük bir
olasılıkla yaşamın sonraki aşamalarına ait psikososyal etkilerle, ilaçlara bağlı etkilerle, bedensel
travmayla ilgili olabilir. Durumsal bozukluklar, başkalarıyla değilde belirli eşlerle ya da belirli koşullar
altında meydana gelebilir ve bunların nedeni çoğu kez, belirli bir ilişkiye ya da belirli bir cinsel
aktiviteye özgü sorunlarda bulunabilir.

AZALMIŞ CİNSEL İSTEK BOZUKLUĞU

Sürekli olarak yada yineleyici bir biçimde cinsel fantezilerin ve etkinlikte bulunma isteğinin az olması
(ya da hiç olmaması) olarak tanımlanabilir. Azalmış cinsel istek bozukluğu, sıklıkla baskılanmış cinsel
istek bozukluğu olarak da adlandırılmaktadır. Azalmış cinsel istek bozukluğu cinsel olarak yanıt
verme ve işlevlerde bulunma yeteneğinin olmadığını ima etmez. Bu bozukluğun bulunduğu bazı
hastalar kendi girişimleriyle tedavi arayışına girmelerine karşın, çoğunluğu ilişkinin tatmin edici
olmaması nedeniyle, cinsel istek düzeyi daha yüksek düzeyde olan bir eş tarafından tedaviye
yönlendirilir.
Kişinin gerek bedensel gerekse psikolojik faktörlere dayanarak olağan cinsel partnerine yönelik ilgi
ya da çekim olmaması cinsel isteğin kaybolmasına yol açabilir. Eşlerden birinde ya da her ikisinde
ayrı ayrı ruhsal bozukluk olması, evlilik çatışması, evlilik dışı ilişkinin varlığı, çocukluk döneminde
cinsellik karşıtı tutumların aşılanmış olması, çocukluk ya da yetişkinlik döneminde yaşanan cinsel
travma, cinsel performans baskısı, yüksek stres düzeyi gibi nedenler de cinsel isteğin azalmasına
neden olabilir. Varolan fiziksel bir hastalık, zevk ve eğlence amacıyla kullanılan pek çok ilaç, alkol ve
madde, cinsel ilgiyi azaltıcı yan etkiye sahiptir. Kullanılan antidepresan ilaçlar da cinsel ilgi ve isteği
azaltabilir.
Tedavide durumun gereğine göre seks, çift ya da bireysel psikoterapi merkezimizde uygulanan
tedaviler arasında sayılabilir.

CİNSEL TİKSİNTİ BOZUKLUĞU

Sürekli olarak yada yineleyici bir biçimde bir cinsel eş ile genital cinsel ilişki kurmaktan aşırı tiksinti
duyma ya da bundan tümüyle kaçınma olarak. Tiksinti bozukluğunun tanımlayıcı özelliği eşlik eden
korku ve endişe ile birlikte cinsel durumlardan tiksinti duyma ya da kaçınmadır. Duyulan tiksinti, bir
eşle her türlü cinsel temasa karşı olabileceği gibi, cinsel birleşmenin belirli bir yönüne (öpüşme,
kucaklama, genital salgılara, orgazma, vajinaya girmeye) karşı da olabilir. Tiksinti belirli bir cinsel
deneyime karşı yöneltilmişse, başka cinsel aktivite biçimleri için istek devam ediyor olabilir.
Tedavide durumun gereğine göre seks, çift ya da bireysel psikoterapi merkezimizde uygulanan
tedaviler arasında sayılabilir.

KADINDA CİNSEL UYARILMA BOZUKLUĞU

Sürekli olarak ya da yineleyici bir biçimde cinsel heyecanlanmada yeterli bir ıslanma-kabarma
yanıtını sağlayamama ya da cinsel aktivite bitinceye kadar bunu sürdürememe olarak tanımlanabilir.
Cinsel etkileşime yönelik çabalarla tutarlı bir bağlantıya sahip güçlü bir olumsuz duygu yaratan
herhangi bir faktör uyarılmayı olumsuz yönde etkileyecektir. Bu faktörler kişini mevcut ilişkisi ile ilgili
olabilir. Eşte cinsel çekim ve ilginin olmaması, eşe yönelik öfke ve düşmanca tutum, çiftin cinsel
bilgiden yoksun olması veya cinsel iletişimin zayıf olması böylece de uyarılmanın gerçekleşmesi için
yeterli uyarımın oluşmaması bu faktörle arasında sayılabilir.
Azalmış cinsel istek bozukluğu, cinsel tiksinti bozukluğu, çocukluk ya da yetişkinlik döneminde cinsel
istismar ya da travma öyküsü ve cinsellik karşıtı kuvvetli mesajlar içeren katı yetiştirime tarzı da
cinsel uyarılma zorluğu yaratabilir. Ayrıca genel tıbbi bir durum, ruhsal bir hastalık ya da alkol ve
madde kullanımı da cinsel uyarılmayı olumsuz yönde etkileyebilir.
Tedavide durumun gereğine göre seks, çift ya da bireysel psikoterapi merkezimizde uygulanan
tedaviler arasında sayılabilir

ERKEKTE SERTLEŞME BOZUKLUĞU
Sürekli olarak yada yineleyici bir biçimde yeterli bir ereksiyon sağlayamama ya da cinsel aktivite
bitinceye kadar ereksiyonu sürdürememe olarak tanımlanabilir. Bu bozukluğu tanımlamak için
kullanılan diğer terimler, erektil işlev bozukluğu, empotans ve iktidarsızlıktır. Bu son terim üroloji
uzmanları tarafından sıkça tercih edilmesine karşın ruh sağlığı uzmanları bu tanımı küçük düşürücü bir
yaklaşım olarak değerlendirmekte ve kullanmamaktadır. Erektil işlev bozukluğu çeşitli biçimlerde
ortaya çıkabilir. Bir uçta birleşmek için yeterli bir bir ereksiyonu hiçbir koşul altında asla elde
edememe, diğer uçta ise glabal olaral iyi bir işlev öyküsüne sahip olan, başka bütün koşullarda
performans gösterdikleri halde belirli bir eşle cinsel işlevleri yerine getirememe yer alır.
Sertleşme güçlüğü olan erkeklerin dile getirdikleri duygular ve düşünceler arasında öfke, depresyon,
kaygı, utanma, aşağılanma, değersizlik duyguları hatta intihar düşüncesi vardır.
Sertleşme güçlüğü genel tıbbi bir durum, ruhsal bir hastalık ya da alkol ve madde kullanımına bağlı
olarak da ortaya çıkabilir.
Tedavide durumun gereğine göre seks, çift ya da bireysel psikoterapi merkezimizde uygulanan
tedaviler arasında sayılabilir.

KADINDA ORGAZM BOZUKLUĞU

Olağan bir cinsel uyarılma evresinden sonra orgazmın sürekli olarak gecikmesi ya da hiç olmaması.
Bu bozukluk yaşamboyu ya da edinsel, yaygın ya da durumsal olabilir. Yaşam boyu tipi daha yaygın
olarak görülmektedir.Orgazm bozukluğunun temelinde yetersiz uyarının olması, ruhsal ya da fiziksel
bir hastalığın varlığı, madde veya ilaç kullanımı olabilir.
Tedavide durumun gereğine göre seks, çift ya da bireysel psikoterapi merkezimizde uygulanan
tedaviler arasında sayılabilir.

ERKEKTE ORGAZM BOZUKLUĞU

Kişinin yaşının göz önünde bulundurulduğunda odağının, yoğunluğunun ve süresinin yeterli olduğuna
karar verildiği bir cinsel etkinlik esnasında olağan bir cinsel uyarılma evresinden sonra orgazmın
sürekli olarak ya da yineleyici bir biçimde gecikmesi ya da hiç olmaması olarak tanımlanabilir.
Tedavide durumun gereğine göre seks, çift ya da bireysel psikoterapi merkezimizde uygulanan
tedaviler arasında sayılabilir.

ERKEN BOŞALMA

Sürekli olarak ya da yineleyici bir biçimde çok az bir cinsel uyarılmayla ve kişinin istemesinden önce,
vajinaya girme öncesinde, girer girmez ya da girdikten kısa süre sonra boşalmanın olması olarak
tanımlanır.
Erken boşalma sıklıkla yaşam boyu ve psikojeniktir. “ Ne kadar süre yeterince uzundur ?” sorusu
sorulduğunda bu bozukluğun tanımsal sınırları bazen belirsizleşebilir. Erkeğin kontrolle ilgili subjektif
duygusu, partnerin orgazma ulaşması için gerekli olan koital süre gibi birçok özelliğin göz önünde
bulundurulması gerekir. Klinik pratikte sıklıkla rastlanan aralık, vajinaya giriş sürecinin hemen
başında boşalan erkekler ile 1-5 dakika arasında kontrolün sağlanabildiği durumlardır. Master ve
Johnson, erken boşalma sorunu olan hastaların birçoğunda alelacele yaşanmış erken seks yaşantıları
(otomobilde, ebeveynlerin evinde, hayat kadınları ile gerçekleştirilen cinsel birleşmeler v.b)
bulunduğunu gözlemlemişlerdir. Başka bir açıdan boşalma kontrolü öğrenilmiş bir süreç olarak
tanımlanabilir. Herhangi bir nedenden dolayı, orgazmdan hemen önceki uyarılma düzeylerinin ayırtına
varmayı öğrenemeyen erkekler boşalma kontrolünü sağlayamazlar. Erken boşalma olgularının çoğu
bilişsel ve davranışçı psikoterapilere çok iyi yanıt vermektedir.
Tedavide durumun gereğine göre seks, çift ya da bireysel psikoterapi merkezimizde uygulanan
tedaviler arasında sayılabilir.

VAJİNUSMUS

Vajinanın dıştaki üçte birlik kısmında bulunan kaslarda cinsel ilişkiyi engelleyecek nitelikte sürekli
yada yineleyici bir biçimde istemdışı kasılmanın olması.
Vajinusmustaki kas kasılmaları çoğunlukla, vajinaya girme girişimi öncesindeki ya da esnasındaki
cinsel durumlarda meydana gelir. Kasılmalar öylesine şiddetli olabilir ki, vajinaya girmek imkansız
hale gelir, ya da düşük şiddette gerçekleşir, ya da ağrılı birleşmeye yol açabilir. Vajinusmuslu
kadınlar, vajinal penetrasyonla ilgili olarak değişen derecelerde fobik kaygı taşırlar ve buna eşlik
eden kaçınma davranışı gösterirler. Vajinusmusu bulunan birçok kadın başka bakımlardan cinsel
yanıt verme yeteneğine sahiptir, cinsel uyarılma ve orgazm yaşayabilirler.
Vajinusmus nedenleri arasında, cinsellik konusunda güçlü şekilde olumsuz mesajlar veren katı bir aile
ortamında yetişmiş olma, önceden cinsel travma geçirme vb gibi nedenler sayılabilir.
Vajinusmus bilişsel davranışçı psikoterapiler ile tamamen tedavi edilebilen bir durumdur.
Tedavide durumun gereğine göre seks, çift ya da bireysel psikoterapi merkezimizde uygulanan
tedaviler arasında sayılabilir.